Duygu Çiçekleri

MELEK, BEN ve AFACAN - I

Şair: Kamil Özcan
2025-10-25

MELEK, BEN ve AFACAN - I

-Sevgili Melek ve Afacan'a-

 

Fıstıklı Köşk Sokak’ta tepeye birlikte yürürdük,

Sen yeğenim, henüz dört yaşında sevimli afacan,

Bense genç, heyecanlı delikanlı.

 

Fıstıklı Köşk, Yıldız Sarayı, Sarıbal, Palanga...

Ortaköy sokakları yokuşmuş, ne yazar bize!..

Taraça'ya koşardık Palanga' dan,

Yarışırdık, sen beni geçerdin!..

 

Mürdüm eriğimizi, bir iki, mevsim sonuna kadar yerdik,

Melek çekinirdi, dalından koparmazdı,

Ben onun için her seferinde cebime ayırırdım.

Sanki yıl boyu meyvesi hiç bitmezdi.

 

Taraça'nın sakinleri;

Sayri Guli Lola Festivali'nden gelen kırmızı, beyaz, mor laleler,

Güneydoğu Asya dan misafir yabani orkideler,

Birleşirler yerli flora sakinleri; Menekşe, sütleğen, çuha çiçeğiyle…

Birlikte aynı parterde, sevgiyle, dostça,

Muhabbet ederek gün geçirirlerdi…

 

Rengarenk Erguvanlarla,

Yeşilin, sarının büyüleyici tonlarını sunan Fıstık çamları;

Bazen sessiz sakin, bazen rüzgârda hırçın,

Nevruzu yada bahar yortusunu kutluyor gibi

Birbirlerine nazire yaparlardı!..

Hatırlar mısın afacan? Usanmaksızın sorular sorardın,

Oynamak, boğaza doğru koşmak,

Zıplayıp takla atmak, boynuma sarılmak en büyük aşkındı.

Ne kadar da fiyakalı yan takla atardın, Nadia Comaneci estetiğinde.

Zor zaptederdim seni,

Annene de söylemezdim…

Söz dinliyor, uslu derdim!..

Yoksa göndermezlerdi, biliyorum!..

 

Boğazı seyrederdik tepeden Melek’le,

Önümüzdeydi bir kuş uçuşu;

Ortaköy Cami ve hemen beride,

Feriye Sarayı duvarlarında dalgaların çırpınışı…

 

Sanki yanı başımızda otlar arasında bize doğru bakan

Kaplumbağanın çıtırtısıyla karışıyordu bu çırpınış…

 

Öten kuşlar, böceklerin yeknesak cırcırları

Duyulmamış bir melodi sunardı.

 

Taraça; Çırağan Caddesi boyunca,

Her mevsim zümrüt gibi yemyeşildi!..

Mevsiminde binbir çiçek, renk, binbir böcek ve kelebek...

Sanki bir bale gösterisi sunardı...

 

Elimizi uzatsak yakalayacak kadar yakın her ikisi de,

Klasiğin eşsiz örneği Ortaköy Cami'nin zarif minarelerinin arasından,

Modernin çağdaş temsilcisi Boğaziçi Köprüsü’nü seyrederdik.

 

Hatırlar mısın Melek?!..

Hafta sonunu iple çekerdik kavuşmak için...

Tam koşup el ele tutuşacakken,

Afacan daha pratik, koşar, kucağımıza atlar,

Sarar bastırırdı... Kucaklaşırdık...

Koklardım her ikinizi de, içime çekerek...

 

Düşmemek için yerden kuvvet alırdım,

Afacanı yenmek ne mümkün!..
 

Sanki diğer ayağımız boğazdaymış gibi yakınında...

Seyre dalardık her seferinde, yeni görmüş heyecanıyla…

Oynar eğlenir, tekrar dalar giderdik...

 

Mevsimi geçti artık, perde kapandı!..

Güzel günlerdi, tahayyülü kolay, yaşaması zor…

 

 

09.Mart.2021
Çanakkale